29 Ocak 2008 Salı

SON DURMLAR BÖYLE

Bu sene en soğuk geceymiş.Sabah işe gitmek için dışarı çıktım her taraf donmuş,ve halada soğuk devam ediyor.Bu fotoğraf iki gün öncesinin gece yağıyor sabaha eriyordu,şimdi birz zor erir.Yağış devam ediyor soğukta.
Geçmişe bir yolculuk yaptıran,Pırpır denen araç, bizim Ülkemizin malıydı bu.Niğde'deki köyünden Bursa'da ticaret yapan babamın yanına gelmişim okul tatilinde,yazları bursa okul açıldımı Niğde Bor ilçesine bağlı köyümüze.O zamanlar adı CÜCÜ,şimdi BALCI köyü.Yıl 75-76.
O tarihlerde araba çok az Amerikan şavrole taksiler,İtalyan Fiat marka 124 ler.daha sonraları Fransızların Reno pinek tipleri.Kamyenettede 100 lük ve 200 lük dodgeler.Ve ilk defa ürettiğimiz pırpırlar var arçelik adı altında,birde Anadol taksi ve kamyonetler.Resimdeki pırpır denilen arçelik 1 ton yük taşırdı,Araba alabilkmek için fabrikalara sıraya girilirdi,sıra 4 - 5 ayda gelirdi.Eski Türk filimlerinde raslarsınız,şimdi faal olanları çok az bunların.
Benim üzüldügüm bu araçlara patent alınmadı.Yabancıların baskıları sonu bu araçların üretimi durduruldu.Ülkemizde o kadar araba var hiç biri bizim degil.Bunu Koç gurubu üretmişti,şimdi bakıyorum ülkenin en zengini Koç ve Sabancı.Bunlar ülke gelecegine zamanında yatırım yapmadılar.Bırakın arabayı Motorsiklet bile üretemiyoruz.Bizim zenginler marketler zincirleri kurup,süt ,yogurt yumurta satarlar,para bu işlerde.Amerikadaki ileri gelen zenginlerde devlete füze yaparlar uçak yaparlar dünyaya tam hakim olalım diye bizim farkımız burada yatıyor.Bu durum beni hep kahretmiştir.Üzülmekten başkada elimde gelen bir şey yok.Benim için insanların nerelere para verdikleri çok önemli,paralarımız nereye gidiyor ve kimlere destek oluyoruz,ülkeyi seveceksen sevgi burda,illede içeceksen yabancı sıgaraya para vermeyeceksin,bir ara araştırmıştın 7-8 sene öncesi sadece yabancı sıgara ve içkiye verilen para 7 milyar dolardı.Gene iyice efkar bastı,bu kadar yeter.
Küçük oğlum Furkan Emre,ben kekleri yaklaşık 450-500 gr lık porsiyonlara ayırıyorum.Furkan'da poşetleyip kalorifer petekleri üzerine koyuyorki yumuşasın diye.Karnesini aldı maşallah hepsi 5,babasına hiç çekmemiş ben ilk okul birinci sınıfa üç sene gitmiştim::)))Ama suç bende degil benim seviyeme çıkamayn öğretmende diyebilirim.Zatende kesin öyledir.::)))
Not.Enişte olmak zor,küçük kayınçom Müço bazen kapağı bizim eve atar.Nasıl olsa Aliciğin çiftligi var,birde kap interneti::)))

Yumuşamış kekleri sert zemine koyuyorum,pastaneden aldıgım derin olmayan bir kurabiye tepsisini yerdeki kekin üstüne koyup üstüne çıkmamla işlem tamamdır.Tepsi içindeki boşluğa yayılan kek tam örtü bezi altına sığacak hale geliyor,kalınlık 1 cm filan.Havalar açtımı kontra ataklara başlayacağmı,inşallah kayıpsız çıkmayı düşünüyorum.Hafta sonuna hava ısınacak diyor ama bakalım mevla neyler,neylerse güzel eyler. Demiş Yunus emre.

EĞİTİM ŞART,AYRİYETEN GEREKLİ

Sabah,sabah eğitime başlandı,burada doktor emlakçı Salih abiye diyorlarki sen yolu bilmiyorsan biz öne geçelim,neymiş sen fazla dolaştırıyorsun.Herkes gülüyor.
Burada arılıktan görüntü eğitimi var,gayet mulu gözüken biri.Yazın gelip bir dursana ,elini bir arı soktu,yok bu kadar şitide bugün böyle olduda.Varsa dizinde yara göster,bak egitimi uygulayanlar,gösteriyorlar.
Burada ben eğitime harfiyen uyuyorum,açken nasıl yer gibi gözüküp,tok gibi durulur uyğulamalı görüyorsunuz yukarda hemde doktor kontrollü.
Yemeyecek gibi duranlara bakıp aldanmayın,ekmek garantiye alınmış.Gözlerin başka yere kayması bekleniyor.
Ara vermeden eğitim işlerine devam,burada Halil foto nasıl çekilir uyğuluyor.Bu arada Kadıoğlu götürmeye devam ediyor.Fırsatın kazası olmazmış kaçırmamak lazım,böyle eğitimleri.
Büyük şef,önündekileri pas geçip,sanki kardak kayalıklarına
sorti yapıyor. Kütük imha görevlisi Mustafa Kabaoğlu,ve bazı vatandaşların güvenlik sınırlarını zorlayan,bakışları illede görüp öğrenecekler.Bu egitimlerin etkisi çabuk görüldü,yaz gelmeden uygulamalı kütük hastaları türemeye başladı.
Eğitimde herkes mutlu,bu mutlulukları okumakta bir eğitim.
Minik mert,amca ve babasıyla eğitime gönüllü katılanlardan,ne zaman foto çekecegimi görse gülüyordu bunu özellikle o görmeden çekebildim.
Doktorum yemek masasından kalktıkya,beni azat etti.Ama bir kaza olmasın diye yemek yenen yerin olarda bekliyor.Biri eğitimini bozmasın diye heralde.
Gene akşam olmuş,bir suru soru cevapsız kaldı.Dün akşam Fatih Kayseri'den,Muhteşem abi İstanbul'dan bana filim nasıl kesilir öğretmeye çalışıyorlar.Gene başaramadılar,hep böyle birlikte oluruz akşama kadar ve bir tonda soru var.O zaman bunlar neden benim ve başkalarının aklına gelmezki.Gir bir internete ne sorunun varsa uyğulamalı eğitimde gör,uzaktan eğitim olmuyor.Uygulama gerekliiiiii.İnşallah bir dahaki egitime gene sorular cevapsız kalmaz,hepsini eğitime gitmeden yazmazsam görün.

28 Ocak 2008 Pazartesi

BİR TERCÜME DAHA,PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKÜRLER

Yetiştirilen kraliçe arıların kalitesi arıcıların bu işe adım attıkları ilk andan itibaren başlar. Bu nedenle, arıcıların en iyi kalite kraliçe arıyı temin etmeleri ya da en azından kullanmış olduğu sistemden üretilenin kalitesini belirleme konusunda bazı basit tavsiye ve gözlemler vardır.
Aşılama aletinin çeşidi aşılamayı etkileyecektir. Aşağıda, soldaki fotoğraf; Çin aşılama aletini, sağdaki fotoğraf ise benim kullandığım el yapımı bir aşılama aletini göstermektedir. Fotoğraflar ölçüt olarak tutulmadığında, el yapımı aşılama aleti Çin aşılama aletinden daha küçüktür. Bu nedenle, el yapımı aleti kullanarak ben daha genç larva aşılayabiliyorum. Larvanın yaşı kraliçenin gelişimini etkiler ve genç larva kullanımı kraliçedeki ovariole sayısını da etkiler. Aşılama için biraz daha yaşlı larva kullandığımda yeni yumurtadan çıkmış larvayı kullandığım zamandan daha çok kabul oranı görüyorum.(yaklaşık 10 saatlik yaş) bunun için açıklamam; basitçe benim aşılama becerim ve tekniğimdir. Genç larva çok daha hassastır ve bu nedenle aşılama işlemi süresince hasara daha elverişlidir
Yukarıda da belirtildiği gibi aşılama zamanındaki larva yaşı önemlidir. Ben 24 saatten daha küçük olan larvaları kullanmayı tercih ediyorum. Aşağıdaki fotoğraf böyle bir larvanın bir yumurtayla karşılaştırıldığındaki boyutunu göstermektedir. Larvanın boyutu - özellikle de baharda- yaşı için zayıf bir belirteç olabilir. Sıklıkla koloni kuluçka yuvasını genişletme işlemindedir ve kuluçka yuvasının kenarındaki larvalar boyutlarına göre doğru yaşa gelirler; ama aslında göründüğünden daha yaşlı olabilirler. Bazen kuluçka yuvasının çevresindeki larvalar göz ardı edilir, özellikle de koloni ani hava değişimi ve ihtiyaç nedeniyle stresliyken. Bu nedenle , ben kuluçka yuvasının merkezinde larvalara dayanıklı çerçeve kullanmayı tercih ediyorum; muhtemelen yerleştirdiğim boş çerçeveden bir tane-1 hafta veya daha önce.
Böyle genç larvayı aşılamak için, yukarıda gösterildiği gibi daha kolay genç larva transferi için ilk hücre kutusunu seçerim. Hücreleri kullanıma hazırlamak için koloniye diğer yeni aşılanmış hücreleri koymamdan hemen sonra temizleyecekleri arısütü bir madde kullanıyorum. Hücreyi kullanıma hazırlamak için kullanılan kağıt ayrıca aşılama işlemi süresince larvanın su kaybetmesini de engeller.
Kraliçe arı hücresinin tabanı, işçi arılar tarafından kapatıldıktan sonra arı sütü ile doldurulur

Hücreleri oluşturmak için yapılan tüm iş ve çabadan sonra, üretilen hücrelerin kalitesini nasıl belirleyebiliriz? Benim hücrenin kalitesini değerlendirmedeki yöntemim; hücrenin genel boyutundan ziyade hücrenin içindekileri değerlendirmektir. Yetiştirilen kraliçe genellikle yüksek miktarda arısütü madde ile beslenir ve hücrelerin kapandığı zamanda gelişimi neredeyse tamamlanmış olur. Eğer plastik kraliçe hücresi kullanılırsa daha sonra hücrelerin içindeki ekstra arısütünün -hücre kapandıktan hemen sonra- miktarını ölçmek kolaylaşacaktır. Aşağıdaki fotoğrafta; yeni kapanmış kraliçe hücresi oldukça ekstra peltemsi maddeyle kaplıdır. Bu kraliçe arı hücrelerinin kalitesi hakkında iyi bir göstergedir; çünkü kraliçe arı ile işçi arı arasında beslenmeden doğan büyük bir fark vardır. Dıştan görünüşü ayrıca üretilen hücrelerin kalitesiyle ilgili fikir edinilmesini de sağlamaktadır.

Not.Selahattin Güney tarafından tercüme ettirilip yollandı kendisine teşekür ediyoruz.Önemli olan paylaşım,her taraftan degişik tercümeler geldi,birini de önceki tercümenin altına ekledim.Bilmedigimiz bilgiler vardı iyi oldu.Birde bu sitede kullanılan suni dölleme cihazı bayağı basit yapılmış.Ben bile bir sürü ekleme yapabilirim cihaza,daha kullanışlı olur.

MİLLER METODU ANAARI ÜRETİMİ

Yolunu şaşırıp bana kadar gelen bir resim daha::))) Muhteşem abicim benim,saolasın teşekürler ediyorum.Resim bulamıyorum diyordum miller meteoduyla ilgili,ben aramadan kendisi geldi bu sefer.O kadarcık çıtaya tele takmasaydın bari desem bozulur filan güzel olmuş güzelll::))).
Bu resim sayın Ahmet Hancı tarafından yollandı teşekür ediyorum.Peteklerin kenarları sırf anaarı memesi dolacak.Miller yöntemiyle alakalı bir resim,şimdilik idare edin.



Bu gün bir soru geldi.Ruşete verilen anaarı memeleri neden kesilir diye,beni burası pek ilgilendirmedi.Memeleri nereden verdin dedim,oğula giden kovanlardan vererek anaarı üretiyormuş.
Ben buraya dikkat çekmek istiyorum.Modern arıcılıkta oğul egilimi olan kovanlardan anaarı üretilmez.Nedeni oğul bana göre bir hastalıktır.Siz kovanınızı bal zamanına ayarlamaya çalışırken bir bakmışınız arı oğula gidiyor.Artık o kovana ne yaparsanız yapın boşa çabalarsınız,bunun nedeni oğula giden arılarıdan alınan anaarılardır.Yani bu arının genine işlemiş ikide bir oğul vermek.Tabi bal veya nektar akımı diyeyim başladıgında kovanda bal yapacak nufus kalmayacak ve sezonu pas geçeceksiniz.

Bir sohbette Devrim hocamız dediki,Amerikada adamın 300 kovan arısı var ve bunu hobi olarak yapıyormuş,yani adamın başka işleri var,boş vakitlerindede 300 kovana bakıp para kazanabiliyor.Bu kadar kovana hobi olarak bakılırmı evet bakılır,arının oğul verme eğilimi bitmiş,ne yaparsan yap arı oğul vermiyor,versede 300 kovanda bir kaç taneymiş.Arıcıları hem uğraştıran hemde bal veriminden düşüren oğul egilimi için oğula giden arılarımızın memelerini bir başka kovanda veya ruşete alarak anaarı üretmeyelim.Burada arının kaliteli olup olmadıgı belli değil hangisi oğula giderse hemen memeleri topla bu yanlış.


Çok basit anaarı üretme yöntemleri var,burada anaarı üreteceğiniz kovanı siz belirliyorsunuz,Arılığınızdaki en iyi kovandan anaarı üretebilirsiniz.Miller yöntemi,larva tranfer edemem diyenler için bir yöntemdir .Fakat öğlenden beri bu yöntemle ilgili resim arıyorum yok,olanlarda bence yeterli değil



MİLLER MOTODU

Bu metotla V şeklinde veya uç tarafı üçgen olacak şekilde kesilmiş temel petekler kullanılır. V veya ucu üçgen kesilmiş peteklerden dört parça bir çerçeveye yerleştirilir. Bu çerçeve damızlık kovandaki ana arının yumurtladığı yere verilir. Şurup ile beslenen bu kovanda işçi arılar süratle bu petek parçalarını kabartarak ana arının yumurtlamasını sağlarlar. Yumurtlamayı takiben buradan alınarak özel hazırlanmış ana arı üretim kovanına konulan bu petekte çok uygun halde aynı yaşta genç larvalardan ana arı yetiştirmek mümkün olur. Üretim kovanında peteğin kesilmiş V,W kenarları boyunca çok sayıda ana arı memeleri geliştirilir. Bu memelerin ana arının çıkmasına yakın bir zamanda tek,tek kesilerek kuşet kovanlara veya yapılan bölmelere dağıtılır.


Bu yöntemde boş bir çerçeveye yaklaşık 5 cm. boyunda ucu üçgen şeklinde kesilmiş temel petek parçaları takılır ve güçlü bir kovanın merkezi bir yerine yerleştirilir. Bir kaç gün sonra petek parçalarında kuluçka çalışmaları başlayınca koloni ana arısı alınır ve bu çerçeve üzerinde doğal ana arı yüksükleri yaptırılır.

Baharda bu yöntemide bir deneyip resim ve filimlerini çekmeyi düşünüyorum.Kitaplarda ne kadarda yazsa insanlar görmediklerini uygulamakta zorlanıyor.


Not.Olarakta önemli detaylardan biri anaarı yaptıracağınız kovana hazır yumurta veriyorsunuz.Burada larva yaşlıdı gençti diye düşünmenizede gerek yok.Yumurtalar çatlar çatlamaz işçiler hemen anaarı olacak larvaları besliyorlar ve kaliteli anaarı üretmiş oluyorsunuz.Larva tranferinden daha iyi bir yöntem aslında.Larva transferinde larvaya zarar verme şansınız var burada o olay yok.Doğal bir anaarı üretme yöntemi aslında.Anladığınızı umarım bir not yazmak için bile bir sürü detaya giriyorum.

Bir kaç resim var konuyla alakalı .M.Emin Önal'ın blogunda.


http://eminadali.blogspot.com/2007_02_01_archive.html

26 Ocak 2008 Cumartesi

HAVALAR 3 GÜNDÜR SOĞUDU

Haberi yayınladıktan sonra bir resim daha geldi.Oda arada kaynamasın,Oktay'cım rahatlamış gözüküyor,kütük kovanına kavuşmuş . Modern kütük sehpasıda var görünürde.Hayırlı olsun Oktay'cım oraya giren oğul bayram etmezmi be?.
Bu resim 4 gün öncesinin olması lazım,kekleri atıp duruyorlardı biraz sıvı vereyim dedim bal sulandırıp verdim.Biri o esnada kolumdan sokmuştu,iyilik etmenin devamlı bedeli olmuştur.Etliye sütlüye karışmazsanız başınıza hiç bir şey gelmez,ama bir kazancınızda olmaz.

Sıvı beslemesi öğlen yemege lediğimde yaptım,fazlada veremiyorum 400 metre yakınımda belkide o kadar mesafe yok 4-5 arı kovanı var bir öğrenirlerse kutuyu çökertirler.Ağzılarına dayadık dışardan uçup gelen yorgun arılar şurubun içine düşmeye başladılar.Bende hemen kapağı mermerin üzerine aldım o esnada kapak arayıcısına yakalandık.Alicik bende o kapagı arıyordum,daha alalı kaç dakika olduysa,al arıların önünde beni soktular zaten dedim::)).Doğru işe vin hahah .

Yaklaşık üç gündür çıkmıyorlar meraklandım bunalara ne oldu diye bu gün öğlen yeniden bir bakayım dedim,faliyete devam ediyorlar.Kek az kalmış.Fazla rahatsız etmeden 3-4 resim çekip kapattım.

Bu resimdede az bir arının içindeki rutubeti görüntüledim,bence kovanda rutubet olmalı,kim ne derse desin.Rutubet olmadımı larvalar kurur.

Çok hoşuma gitti ama benim değil.Dandik bir şey de değil A kalite haa.

Arabası şu an bende emanet,arasıra çalıştırıp aküsü bitmesin diye içinde beklerken torpidoda buldum,kendilerini Almanyaya uğurladık,sabiha gökçen havaalanına bıraktık araba bende.

İki malzeme bir pakette ama tornavida takımı nereye takılıyor hala bulamadım.Arabada mak gevirmı diyorlar ne onun çakısıda var,bunun yanında o sıfır kalır be.

En sonunda bu kadar oluyor.Takım hastalarını kesin hasta etmiştir benim gibi.

Her akşam 5-10 dakka sığırcık şov var,şahane hareketler,canlı be,herkeste alışmış camlara diziliyoruz.

Tek tuaf olan benim resim ve videolarını çekiyorum kuşların,bazen filaşta patlıyor,küşlar içlerinden bir şey dermi bilmem.

Bahar oldumu buralarda bir tane kalmazlar hayret nereye giderlerki.

Bazen öyle güzel resimler oluyorki,dijital makinanın bu yönünü sevmiyorum basınca çekmiyor.Odaklanacak sana hazırım işareti verecek,o pozisyonlar kaçıyor.


Gene akşam olmuş be,bakın güneş batıyor,hayırlı akşamlar.

ANAARI ÜRETİMİNDE YENİ İNCELİKLER

Ali bey; ben kendimce bir çeviri yaptım. “Transfer aleti transfer prosedürünü etkiler. Soldaki resimde Çin transfer aleti ve sağda benim kullandığım el yapımı transfer aleti.Resimler ölçekli olmadığından ,el yapımı transfer aletinin ucu çin aletinden daha küçük gözüküyor. Genç larvaların transferi için el yapımı olanı kullanıyorum.

Larvanın yaşı kraliçenin gelişimini etkiler ve genç larva kullanımı kraliçedeki ovarioles sayısını etkiler. Bununla birlikte larva transfer yaşının karlılık ve zarar durumuna bakılmalı. Biraz yaşlı larvaları transfer ettiğimde ; yeni çatlamış larvaların transferinden( 10 saatten daha küçük larvalar) daha yüksek kabul oranı elde ettim. Benim bu konuya açıklamam larva transfer becerisi ve tekniğinle açıklanabilir.Genç larvalar çok daha naziktir ve bu yüzden transfer işlemi sırasında çok daha zarar görebilirler.Bahsedildiği üzere transfer anındaki larva yaşı önemlidir. Ben 24 saatten daha küçük larvaları transfer etmeyi tercih ederim.
Tranferde biz kolay diye Çin kaşıklarını tercih ettik.Daha öncede duymuştum şimdi buradada aynısı tekrar ediliyor.Tığ veya yapma kaşıklar larvalara daha az zarar veriyormuş.Zaten Çin kaşığında larvayı ilk harekette bırakamazsanız,hemen başka bir larva alın,yoksa arılar onu sakat olduğunu anlıyorlar.Fakat daha önce bir resim paylaşmıştım,yabancı bir siteden,petegi traşladıgımız zaman kaşığa bile gerek kalmayacak,kürdanla yapacağız bu işi.

Aşağıdaki resim bu tarz bir larva ve yumurtanın karşılaştırılması.

Özellikle baharda larvanın boyutu larvanın yaşı hakkında zayıf bir göstergedir. Çoğunlukla koloni kuluçkalıkta genişlemedeyken ;kuluçkalığın dış kenarlarındaki larvanın boyutu yaşını doğru gösterir. Fakat gerçekte; göründüklerinden daha yaşlı olabilirler. Bazen kuluçkalığın çevresindeki larvalar iyi beslenmemiş olabilir. (özellikle koloni besin kaynakları ve sıcaklığın ani değişmesiyle strese girmişse) Ben kuluçkalığın merkezinden; güzelce kaplı bir çerçevedeki genç larvayı kullanmayı tercih ederim ; Belki birini de bir hafta veya daha önce kovana koyduğum boş bir çerçeveden alırım.Böylesi bir genç larvayı transfer etmek için yukarıda gösterildiği üzere ana çanağını kullanıma hazırlamayı tercih ederim.

Burada anlatılmak istenen,en iyi larvanın 10 saatten aşagı olması,ben onu anladım.Hem kalite,hemde tutma oranı yükseliyormuş.Hatta en son Adem Erdem abinin bir iddiası vardı,anaarıyı yatık yumurtadan yaparsanız daha kaliteli olur diye daha denemedik.Fakat daha önce Alley metodunda yumurta tranferi beni mafetmişti,yumurtaları işçi arılar taşıyor.Benim bilmedigim bir başka şey daha anlatılıyor,baharda siz larvayı minicik görürsünüz ama o larva beslenmediginden ufak yaş olark bir kaç günlük demek istiyor.Onun için bu gibi hataya düşmemek için tranfer edilecek larva kovanın tam merkezindeki çıtalardan seçilmeli.Buna özellikle vurgu yapılmış.
Transfer sırasında göze koyduğum arı sütü; ana gözleri koloniye verildikten sonra arılar tarafından temizlenecek. (Transfer sırasında arı sütü kullanımı; larvanın kurumasını engellemeye yardımcı olur.)Bütün bu çalışmalardan sonra ana gözleri asıldı. Üretilen ana gözlerin kalitesini ne belirler?Benim yaklaşımıma göre hücrenin kalitesini hücrenin boyutundan ziyade içinde ne olduğu belirler. Gelişmekte olan kraliçeler çok miktarda arı sütüyle beslenir ve neredeyse göz mühürlenmeden önce beslenmeyi bitirir. Eğer plastik ana gözü kullanılırsa; göz mühürlenmeden hücrenin içindeki ekstra arı sütü miktarını tayin etmek kolaydır.Aşağıdaki resimde çok miktarda arı sütü içeren; yeni mühürlenmiş ana gözü görülüyor. Kraliçe ve işçi arasındaki boyut farkı ana gözünün kalitesi hakkında iyi bir göstergedir.Dış görünüş aynı zamanda üretilen hücrelerin iç kalitesini de gösterir. Baharla birlikte nektar akımının başlamasıyla ana gözlerinin rengi açılır ve gözlerin dış yüzeyinde dokumamsı bir yüzey oluşur. Resimde bakıcılar tarafından mühürlenmiş ana gözünün arı sütüyle dolu olduğuna dikkat edin.”

İşaretli kısmın sütle dolduğunda anaarı kaliteli olacak deniliyor bende tercümelrden yaptığım tercümeye göre.Daha önce bu nikotun resmini yayınlamıştım,bir kaç haber öncesine giderseniz içi iki günde sütle doldurulan anaarı suni yüksügünü görürsünüz.Yani işaretli bölüm sütle dolmalıymış.
Burada Anaarı memelerinin dış yüzeyine dikkat çekiliyor,daha öncede okuyup duymuşunuzdur.Bir kovandaki memeler iptal edilecekse yüzeyi düz olanları iptal edip,böyle daha kalın ve pütürlü olanlardan bırakacaktık.Ayrıca ilk defa bu şekilde bir anaarı üretim çıtası gözrdüm bunun başka özelligi nedir bilmiyorum.
Resimleri bu siteden aldım.Yani ekrandan makinayla resimledim.
Tercümeyi yapan kardeşimize teşekür ediyorum sağ olsun.Birde Selahattin abi yollayacam bekle dedi ama iş aşagı yukarı anlaşılmış oldu.Anaarı üretecekler bunları şimdiden kafanızın bir köşesine yazın,bu detaylar önemli.Bende yazıdan alacaklarımı alıp,size yardımcı olmaya çalıştım.Siyah yazılar tercümeler kırmızılarda benim ilavelerim.
BAŞKA BİR TERCÜME DAHA
Ali bey,
Bloğunuzu ilgiyle izliyorum. tabiiki H. Bilenide. H.B. diyorki "Bu yazıyı çevirelim." Çeviriler çevirenin yorumuna göre değişirmiş. Yazıda özetle: ana arı yetiştirmeye etki eden faktörler anlatılıyor. 1)Kullanılan larva transfer kaşığının yapısı 2)Larvanın yaşı 3)Transfer edilen hücrenin yapısı 4)Larva peteğinin kovandaki yeri 5)Larvanın beslenme miktarı (süresi)
işaretli yerdede: Not kraliçe arı hücresi bakıcı besleyici (hemşire) arılar tarafından mühürlendikten sonrada hücre tabanı hala rojal jell'le dolu
Not:Çevirinin tamamını kendi bloğumda yayımlayacağım. tabii bilgisayarda sıra bulabilirsem.
Kolay gelsin
NOT.Demekki her evde bilgisayar sırası var::)))

25 Ocak 2008 Cuma

YENİ BİR SİTE DAHA AMA YABANCI

http://www.latshawapiaries.com/insemination.htm http://www.latshawapiaries.com/semen_storage.htm http://www.latshawapiaries.com/semen_collection.htm
http://www.latshawapiaries.com/drone_preparation.htm
http://www.latshawapiaries.com/q-rearing_basics.htm
http://www.latshawapiaries.com/

Trakyalı Şenol kardeşim attı linkleri,kendisine teşekürler.Genelde süni döllemeyi anlatıyor ama hepsi aynı sitenin sayfaları,fakat beşişici sırada anaarı memelerinde sanki bilmedigim bir datay var,resimdede özellikle işaretlenmiş,yabancı dil bilenlerin tercümesine ihtiyaç var.Anaarı üretme çıtasıda daha degişik,buradaki amaç besine ihtiyaç duyan genç işçilere hemen buradan ihtiyacınızı alınmı deniyor acaba? dil bilenlerin yorumlarını bekliyorum.

24 Ocak 2008 Perşembe

SÜSLÜ BLOG İSTEYENLER NEREDE?

Son günlerde yoğun arka plan resmi ve süslü günlük talepleri nihayet kesildi.Bakanlık olarak gereğini yapıp bakmayıp bir yazı yamamız yetti.Konu blog bakanının bir genelgeyi jan jancılara açmasıylada noktalanmış gözüküyor.İşin ilginç yanı şimdiye kadar soru sormayanların gene bana takılması,abi bir şey sorabilirmiyim? deyip gülücük atması.Hele birinin algılaması dahada ilginç oldu,abi genel kurmay gibisin,töbe töbe.İşin ilginç yanı bu talepleri ikide bir gündeme taşıyanların sitelerinde tık olmaması.Bir başka ilginç olay sayın doktorumuz bu iş için gördüğüm kadarıyla hazır bekliyor olamasıymıştı.

Sayın blog bakanımız birde aynaya bakın diye eklemiş ben aynaya bir baktım,bir resmi sileyim derken 4 aylık siteyi silmiştim.Yani dört aylık blogunuz var, bu blog İngilizce kimseyede fazla yük olmak istemiyorsuz,fakat işin içindende çıkılmıyor.Şimdi günlükler Türkçe ve haber yapacak kişilere zor bir yanı kalmadı.Gereksiz çok basit işler içinde kimseyi uğraştırmadım ben.Blog bakanının yazısından benim çıkardığım ders sanki o her şeyi paylaşıyor biz paylaşmıyoruz gibi bir durum çıktı ortaya.O yazıyı biri ben olmak üzere toplam üç kişinin yükü hafiflesin diye yazmıştım.

23 Ocak 2008 Çarşamba

BALKONDAKİLER

Balkondaki arıya kek vermeden önceki resimlerdeb biri.Bu kutuda bana kalırsa yarım çıta falan bir arı olabilir,çıtalar ufacık,içini bir türlü karıştıramıyorum sokuyorlar,daha önceleri baktım kapalı yavru vardı,hemde kışın ortasında.Buradan aşagıdaki resimlerde en son kek verdikten sonraki çekimler.
Kekleri atıyorlar diyorumya.Burada keki biraz fazla kaptırdım gibime geliyor,ihtiyacın çok üstündeydi,kaç gündür hala bitiremediler bir taraftan ayıyor bir taraftanda yiyorladır.
Artık rahatça örtüyü açıp bakıyorum.Bir naylon koydum örtü olarak,ben onları görüyorum, onlarda beni görüyor ama artık bana ulaşıp sokamıyorlar.Resmin sol altında tıkalı olan yerdede başka bir musluk var,bu kutunun bölmesi var.Yazın iki anaarı barındırıyorum.Tıkalı yerin altında bir parça var vidalı dönerek gelip arıların musluğa girişine yardımçı oluyor.
Kutuda kovan içi şartlarda oluşmamış olabilir.Nufus çok az,keki ye,ye bitmeyince gına gelmişte olabilir.Şimdide at at bitmiyor.

DENEME BİR İKİ

http://myspacetv.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&videoid=26746387



Dün akşam çok basit üye olduk ama sonrası filim yüklerken iyice gerildik.Yutubi bazen yok olup duruyor yedekte bir filim yayınlama sitemiz daha oldu.Biraz yavaş yüklüyor ama yutuptan daha kaliteli bence.Fakat yutubideki gibi linkini alamıyorum.Daha yeni başladık ben yapamamış olabilirim.Denemede eylül ayında çıkan oğulu yayınladım.Yeni filim sitemiz::))
burada


http://www.myspace.com/

22 Ocak 2008 Salı

BU YORUMLAR ARADA KAYNAMASIN,ÖZELLİKLE MEHMET YÜKSELİN YORUMLARINA DİKKAT EDİN.

Mehmet Yüksel.Ali abi güzel yazmışsın ben burdaki durumu kısaca anlatayım.Bizler 20 Temmuzda ikinci hasatı alırız,güneşin sıcasklığı her yer kuruttuğu icin Nektar akımı durur bu hadiseyle birlikte Ana Arının yumurta atması da durma noktasına gelir,Ana Arının yumurta atması icin ikinci hasattan sonra hemen kek vermeye başlıyoruz Ana arı da dışardan Nektar geldiğini sannediyor ve Yumurta atmaya devam ediyor bu attığı yumurtalarda bildiğimiz kış arıları oluyor.Kek verirken Su ihtiyaclarına da cok dikkat etmek lazım Arılara bol su veriyoruz.Keki birden bitiremedikleri icindeaz miktarlarda 2.5 kilo porsiyonlarla Ağustosun sonuna kadar Arılara yumurta attırıyoruz.Bu işlemi Şerbet ile yapılırsa cok az miktarlarda yapılması gerek iki günde bir yarım litre.Şerbet fazla verilirse en büyük hatalardan birisi olmuş oluyor cünkü bu sefer Ana Arı yumurta atacak yer bulamıyor haliyle kış Arıları da olmuyor.Ağustosun sonuna kadar yeterince kış arısı cıktıktansonra,Eylülün başında Şurublamaya başlıyorum iki günde bir 5 Litrebu sefer buldukları her yeri bal ile dolduruyorlar kış icin bal stogları da bitiyor bu işlemi her kovan icin 4 defa yapıyorum,Formik asid ilaclaması da bitince KoloniNisanın 15`ine kadar balı olmuş oluyor.Kısaca burdaki uygulamayı anlatmaya çalışdım.Selamlar.
8:42 PM

Ballı Baba dedi ki...
Ali kardeşim, senin bu kekte sorun var,arılarda değil. Hiç böylesini görmedim, yıllardır kek yapan ve kullanan birisiyim. Arıların yaratılışında israf olmaz. Tam tersine bize hayatın güzelliklerini öğretecek kadar özel yaratıklardırlar...
9:11 PM


Imker Mehmet Yüksel dedi ki...
Yukarda yanlış anlaşılma olmasın diye ek olarak yazayım.((((( bu sefer buldukları her yeri bal ile dolduruyorlar kış icin bal stoglama işlemleri de bitiyor.))))yeterince kışlık balları oluyor.Bu yazdıklarım Almanyadaki Arıcılar ve kendiuyguladığım yöntemler.Zaten bloglar Arıcı günlüğü gibiyazılıyor ben de kendi uyguladığımyöntemi yazıyorum.Yazı hatam varsa kusura bakmayın.
11:24 PM


Ali Türk dedi ki...
Mehmet'cim bizde yıl boyu toplasan 2,5 kilo besleme yapan yokki,sen bir seferlik porsiyon 2,5 kilo diyorsun.Yani işi bilmeyerek yaptıgımızı zaten belirtmiştim,sende nasıl ve neden kek verildigini izah etmişin.Zaten bizim için Almanyada arıcılık yapman büyük nimet.Oradaki bilimsel hale gelen uygulamaları bize aktarıyorsun sana ne kadar teşekür etsem azdır.


Selahattin abi bu kutuda böyle olabilir,kovanlardaki durumu bilmiyoruz.Abi birde arıcılarımız veriyor keki sonuçlarını izleyen yokki.Bir hafta sonra git kek bitmiş diyoruz,ben bu işi bir inceleyelim diyorum.İş arıların tavuk yedigine dönecek.Adam pişmiş tavuğu koyuyor kovana arıda parça parça atıyor,arıcıda bir kaç gün sonra bakıyor tavuk bitmiş,aaa arıları tavuğu yemiş diyenleri duyuyoruz.Kekte sorun yok bal benim balım,yalnız yapılan keklerin biraz beklemesi lazım diye düşünüyorum.Evde elimle yaptım gene aynısını yaptı bu kutu.Aynı kekin bir bölümünü daha sonra verdim yapmadı,yani havadan iş olsun diye yazmadım bunları,izlenimlerimi sizlerle paylaştım,konuyu izleyerek takip edersek daha iyi olur.Eğer böyle bir şey varsa büyük israf var,ben buna üzülüyorum,bir kilo kek ver bunun bir kısmı atılıyorsa yazık.

Not aşağıdaki habere yapılan yorumlardır.

21 Ocak 2008 Pazartesi

ARILARIN KEKLE BESLENMESİ VE İSRAF VARMI?

Sabah saat sekize gelmeden çekilmiş bir resim.Gece atılacak parçalar musluğa bırakılmış.
Aşağıdaki yazıları sabak yazmıştım,bu resim saat 12 den sonra çekildi öğlenleyin.Hala güzelim kekleri atmaya devam ediyorlar.Acayip olan içerden bir şeyle çıkanlar şaha kalkar gibi yürüyüp,sonra uçması güzel görüntülere neden oldu.

Bu arıda şaha kalkanlardan,kıtlık görmediler atıyorlar bakalım.

Gene bu gün öğlen resimlerinden biri ayağında polenle gelen bir arı uçarken çekildi.
Öğlen resimlerinden.Buarad bir şey daha geldi aklıma onuda yazayım.Bence önemli bir detay.Kovanlara kek verdiğimiz zaman bu kadar inceleme imkanımız yok.Fakat bu kadarda onlar dışarı atmazlar diye düşünüyorum,nedenine gelince kalabalık kovanda belli bir ısı ve rutubet oluyor.Bu rutubet çıta üstündeki kekleri yumuşatıp eritebilir.Kutuda fazla bir nufus yok.
Öğlende hala temizlik ve polen işleri devam ediyordu.Birazda sulandırıp bal koydum ineklere gene soktular beni.50 kovan arıya bakım yapıyorum sokulmadan geri geliyorum,bu inekler beni yıldırdılar bu sıra.

Balkona koymuş olduğum küçük kutu bayağı gözlem yapmama sebep oldu.Kek bizde çok yaygın,bunun nedeni de biz bu işleri bilmediğimizden kaynaklanıyor.Biri bir ürünü üretip satmak için elinden gelen çabaları gösteriyor.Yurt dışından bir örnek vermek istiyorum.Mehmet Yüksel'e soruyoruz siz kek verirmisiniz arılarınıza,derki sadece bal hasadında veriyoruz,arı strese girmesin diye diyor.Buradan da anladığıma göre arıyı oyalamak için kek veriliyor.Kışa girmeden varroa mücadelesini bitirip arılarımızın balı yoksa,15-20 kilo koyu şurup yüklemesi yapıp arıyı sıkıştırıp kışa girmeli ve bir daha bahara kadarda kovanlara el vurmamalı derim.Mehmet Yüksel böyle yapıyor Alman arıcılarda böyle yapıyorlarmış.
Şimdi bizim yöntemlere dönersek kimin ne yaptığı belli değil.Herkes kafasına göre bir işi bilerek veya bilmeyerek uyguluyor.Balkondaki kutuya kek veriyorum ve devamlı sabah öğlen ve akşam bakıyorum ne yapıyor bunlar diye.Sabah erkenden gene biraz evvel musluğun resmini çektim,iki gün önce gene çektim,daha önce atılan şekerleri çekmiştim ve yayınlamıştım .Son çekilen resimleri akşama veya öğlen müsait olursa yemekte atarım.Arı gece kekleri kopartıp dışarı artıyor,elimle eziyorum dağılıyor,öğlen bakarsanız bu resmi bulamazsınız,çünkü uçuş başladı mı kovandan giden arı musluktan bir parça alır ve uzağa atar.Bunu geçen sene Şile'de tespit ettim,arı gece atılacak parçaları musluğa getirip bırakıyor,sabah iş başladığında giden bir parça alarak uzağa atıyor.
Asıl anlatmak istediğim verdiğimiz keklerin arı tamamını tüketemiyor.Bir ara kovan örtü tahtasına konan kutularda veriyordum kovan içindeki rutubet kutuya çıkıyordu,o zaman arıların keki tüketmesi daha kolay oluyor,rutubet şekeri eritiyor,bal kısa sürede şekeri eritemediğini tespit ettim.Kek çok önceden yapılırsa o zaman sorun olmuyor şekerler tamamen eriyor.Şimdi arıların musluğa attıkları parçaların üstüne çok az sular damlatıyorum,kutuyuda rahatsız ediyorumki musluğa gelsinler.Bir kakıyorum atıkları parçaları yalayıp bitirip içeri götürüyorlar.
Burada şunu hatırlatayım,gözlemlerimde donmuş bal verdim hiç atık olmadı,ama gene de iyice incelenmeli.
Şimdi son bir kaç günün haberlerine geri dönersek ne yapacağız.Ben ocak ayında kek verdim,neden verdim kovan içindeki bal durumunu tam bilmiyordum,bazıları tehlike sınırına gelmişler,bazılarının balı vardı ama burada şalkım diye bir şey bu senede olmadı diyebilirim.Arılar salkıma girseler bile,gündüzleri çoğunlukla bozdular.Arılarınızı açlıktan öldürmek isterseniz kek vermeyin.Keki niçin verdik aç kalıp ölmesinler diye,hemen bulundukları çıtanın üzerine koyduk ki hemen ulaşabilsinler.Bence bu mevsimde şurup vermek daha çok arıyı hareketlendirir.Şimdiye kadar ne zaman şurup verdiysem arı dışarı uçuşa çıktı.Siz de deneyin hep aynısını göreceksiniz.Kek verdiğinizde arı kendini dışarı vurmuyor.Su ihtiyacı olursa da gider suyunu alır gelir burası Sivas değil ki.Bir kaç gün hariç arılarımız kış boyu 6-7-8-9 derecede yaşadılar.Benim gözlemlerim bu bölge içindir.Artık arıcılıkta genel bilgileri de bırakacağız gibi geliyor.Her yerin kendine göre kuralları olmalı iye düşünüyorum,bana göre iyi ve doğru olan,başka bir bölgede kötü ve yanlış olabiliyor.
Yani şunu anlatmak istiyorum,örnek Bir Prof.Arıların beslenmesi ve kışı nasıl geçireceğini anlatıyorsa,her bölgeye göre analizler yapmalı genellerse bana göre çuvallar.Benim arılarım salkıma bile girmedi,daha Erzurum’daki arı 2 ay salkımda kalacak,bizimkiler polen getirip yavru atmaya bile başladılar.Akdeniz ve Ege bölgelerinde kış hiç olmaz,durumları benim bulunduğum yerden daha sıcaktır.Ama iyiye doğru gidiyoruz,bir sürü arkadaşımız akademisyen gibi araştırma yapıyor,gözlemlerini paylaşıyor,bunun sonuçlarını toplarsak üniversitelerin yapamadıklarını yapıyoruz gibime geliyor.
Not.Katı beslemelerde bence verilen yiyecekler israf ediliyor.Bunu bu gözle incelerseniz görürsünüz.Yoksa keki arıya ver bir hafta sonra git ooo arılar keki yiyip bitirmişler dersiniz?

20 Ocak 2008 Pazar

BU GÜN MESAYİ BİTİMİ,SONRASINA BAKIN NELER OLDU.

Hafta sonu mesayiye kaldık,tapuda mart ayına kadar çalışacağız.Muhteşem abide abi kursa gelecekmisin dedi bende dedimki öyle bir ters yerdeki araba gitmez oraya.Dedi seni almaya geliyorum,siz aldınızda almamı dedik.Mesayi bitimine yakın telefon çaldı,aşagıda kapıdayım.Hemen arabaya atladığımız gibi,arıcılık kursuna gittik.
Yoldada Oktayla ve kaptan nerede buluşacaz telefonla yönlendiriyoruz,Yenidoğan belediyesi önüne gelin.Biz doktorumla beklerken,Bahtiyar abi geçti,telefon ettim gidecegin yeri biliyormusun yok,beni Gebze'de biliyor,dedim durduğun kavşaktan sola dön 100 metre ilerde kurs var.::)))Derken Oktay ve kaptan Tuncay Erdem kardeşler geldi,birde süpriz var.Belediye binasını bulamayıp başka yerlere gitmişler,yol kenarındada bir adam duruyormuş şuna soralım diyorlar,adamda oğlum nereye gidiyorsunuz bu saatte diyor.Anaaa odane beee dayıları karşılarında.Böyle bir tesadüf hayretya.Dayıları getirdi artık belediye önüne bizde bekliyorduk güzel bir anı olarak resimledim,dayı ve yigenlerini,doktorumda dahil.
Dayının en son bana sen kimsin demesi ilginçti,heralde gazeteci filan sandı.Ben bunların hocasıyım diyince herkes kahkahayı bastı.
Ertuğrul bu resimle yırttın yoksa sitenize sayaç falan yoktu.Sana makinayı verdik çek diye süs olsun diyemi almıştın eline resimler neredeeeeee. Bahtiyar abinin oğlu Ertuğrula vermiştim çekim yap diye her şeyin filmini çekmiş.
Kerim hoca çok saf kalpli biri arıcılığa başlamış yada başlayacak olanlara bir şeyler vermek için çabalayıp duruyor,Allah mufakkat etsin.Okyat'ların kek teslimatı ve aynı yerlerimizin yaralanması ilginç espirilere neden oldu, resimleri daha sonra atayım,şimdilik yeter.

19 Ocak 2008 Cumartesi

YENİ BOLG KURAN ARKADAŞLARA BAZI AÇIKLAMALAR

Bazı arıkadaşlarımız yeni blog kurdular veya kurduk.Bakın yazacaklarım bazısının işine gelmeyebilir ::))
Şimdi bu yeni siteciler diyeyim,daha yürümeden koşmaya çalışıyorlar.Efendim arka pilana nasıl resim koyacam,daha ben nasıl konacağını bilmiyorum,ben sana nasıl cevap verebilirimki.Yan tarafa resim koyup nasıl linkli yapabilirim,linkleri tek tek degilde nasıl hepsini kopyalayıp bir seferde oraya aktarabilirim.Ben yan taraf resim koyuyorum ama başkalarının ki gibi güzel olmuyor.Blogunuz süslü olsa ne olacakki.İcraat olmadıktan sonra,kim hergün aynı habere defalarca bakmak ister,bir düşünün.Haber yoksa süs ne yapsınki?

Benim sitem Halil'inki gibi olsun. Olmaz efendim,malisef bir tane Halil Bilen var.Siten onunkinden daha güzel olsa izlenmeyeceksin çünkü.Neden Halil izleniyor ortaya bir şeyler koyuyor araştırıyor ve paylaşıyor.Ben yaptıklarımı paylaştıgımdan bu kadar izleniyorum.Siz yüzlerce arısı olup sitesi de var ama hiç icraatı olmayanları izleniyormu sanıyorsunuz,yüzlerce arısı olanın bir gittigi haberi var,gerisi tamemen entrikalarla dolu.Hiçmi bu adam arılara bakmadı,hani hasat nerede.Biz gezerken bile insanlara faydalı şeyleri aktarmaya çalışıyoruz.

Bakın en son Murat Çakır ,Adem Erdem'in arılığına gitmişti,gezmek için,geziden geriye kalanlara bir bakın,arı kaçıran hep duyarız ama Murat sayesinde gördük ve çok basitmiş.Katlanan çıta ne kadar basit değilmi evinize kadar nasılsa servis yapıldı.Polen tuzagı vardı degişik bir sistem,mum eritme tezgahı oda çok basit,ama bunlar yatarken gelmedi karşınıza.Yeni sitecilerde böyle yenilikleri bulup herkese sunmak görevleridir,site süslemek degil.

Akşamları herkesin işi oluyor,ben blokları tarıyorum,bir taraftan forumda bildigim bir konu varsa yazmaya çalışıyorum,bilmediğim konuya zaten hiç bulaşmam.Ama illede yazıyım dersem çok şey yazabilirim anlamadığım konuya bile.Bu lik silinme olayından sonra güncellemeler zaten arttı,bende haftada 2-3 güncelleme yapıyordum bu her güne kadar düştü.Şimdi bunlarla uğraşırken biri sorarsa ben yan tarafa nasıl resim koyarım,arka pilanı nasıl degiştiririm,yok efendim sitem çok boş kaldı,benimki çokmu dolu.Bir taraftanda bir yerlerden sorunu olanlar sorusunu soruyor,meiller geliyor,MSN yi aç bir sürü soru derdi olan sorsun,sormalı.Ya ben yapamadım şifreyi vereyim yap.Olur efendim başka bir arzunuz varmıydı.Arzunuz az oldu arzularınız varmı::)))Aslında daha çok şey vardı ama şimdi aklıma gelmedi,az önce biri,slm nbr kanka dedi,dedim kimsin bilmiyorumki kim sildim msn den gitti.Birde böyleleri var,daha önce yazdım beni eklediysen deki ben filanım ve memleketim şurası de .adam ekliyor seni bekliyorsun kim acaba ama listede açık selam verip soruyorum kimsin diye oda bana soruyor kimsin diye ne tuaf degilmi.::)))

KOLAY ÇIKARTILIP BAŞKA KOVANA TAKILAN PİLAKA

Kayıt tuttugumuz için sabit numaralar hep sorun oluyordu.Bu aslında boş kapı numara pilakası.Şu an gebzede kapıların numaralandırılması vardı.Mutahite dedim bana boş teneke ayarla abi vereyim çok dedi dedim belediye büyükşehir yazanlardan istemiyorum.Bana kaç paraysa yazısız getir,sağ olsun 71 tane getirdi.
Aliminyum fırın boya yapılmış,içine çıkartma numara yapıştırıyorsun.Bunu kovanın önüne büyük başlı 4 tane cıvatayla takmayı düşünüyorum.Vida kafaları kanal vazifesi görecek,biri altta,ikisi yanda,birde üstüne düşünüyorum yoksa direk çıkartılabilir,üstteki vidayı söktügünüzde rahatça çıkacak ve diger kovana takacaksınız.

Bunlardan elimde o kadar çok varki,hepside kabartma numaralı ve bana zimmetli,en son sayımda 7000 tanenin üstündeydi.Onları kullanmam mümkün değil anlayacağınız çünkü devlet malı.

18 Ocak 2008 Cuma

SIGIRCIK ŞOV::)))

NOT.Aşagıdaki anaarı üretme haberine bir haller olmuştu yeniden tamir ettim.Birde ilk larva transferlerimizden bir filimi ekledim.Artık yazı ve resimlerde sıra numarası var istediği kadar arıza yapabilir.Son bir rutuş yaparken yazıdaki sıra numaraları silinek.

Sayın dokturm bak,hareket nasıl oluyor bir gör.Demek kuşlar acayip hareket çeker haa::)))

17 Ocak 2008 Perşembe

GÖZLEMLERİMİZ DEVAM EDİYOR

Kekleri paketlemeye başladım.
Bunlarda balkonda kiler,keki fazla buldular atıyorlar.
Atıklarını eziyorum,eziliyor,hayret.
Polen gelmeye devam ediyor bu gün 9 dereceydi öğlenleyin sıcaklık.
Yavruda var sanki devamlı havalandırma yapıyorlar kapıda.
Ama içlerini krıştıramıyorum,her seferinde saldırıyorlar.
Kışın her akşam sığırcık kuşları acayip hareketler çekiyor.
Nefis hareketlerle uçuyorlar,bir çok filim çektim ama kamera olsa süper olacak.

Binlerce sığırcık kuşu,hiçte çarpışmadan uçup,öyle dönüşler yapıyorlarki.

16 Ocak 2008 Çarşamba

SATMAYA ANAARI YETİŞTİREMİYORUM

Resimde Bahtiyar abiyi görüyorsunuz.Geçenlerde kafes yapıyorum sanada lazımmı dedi,bende olmazmı geçen sene dünya anaarı sattık,kafes bulamdık dedim.Ayrıca her arıcıyada mutlaka kafes lazım ve her arılıkta mutlaka bir kaçtane olmalı.Kendisine teşekür ediyorum,şimdilik bir yüz tane yapmış ama bu bizim dişimizin kovuğuna yetmez be Bahtiyar abi,insan bir kaç bin tane yapmazmı,bak millet sağda solda gezerken yüzlerce üretiyor,ben başında binlerce üretirim heralde,yaptınmı bir iyilik tam yap.::))))
Akşamleyin Murat Çakır MSN'de diyorki abi anaarı işine girmişin.Benim jeton düştü,dedim bu Bahtiyar abinin siteye bakıyor,evet girdik abi diye yazdım.Sonrada dedimki geçen sene o kadar anaarı ürettim kaç tane sattım biliyormusun yok dedi.Çok ilginçtir geçen sene bir tane anaarı sattım,onuda Tuncay kaptana.Tuncay geçen sene anaarı boyamaya başlamıştı iş kazaları sonucu anaarı zayiyatı olur zaten,abisi Oktay'da yanıma gelmişti Ali abide anaarı varsa bir tane versin ama parasız olacaksa istemiyorum,bende anaarıyı satmak zorunda kalmıştım.Ayriyeten sattığım anaarı arabada sıcakta kalıp ölmüştü,sonradan öğrendigime göre oda boya kurbanı olmadıysa tabi::)).Anlayacagınız müthiş anaarı pazarım var yani.
NOT.Kestane ballarımda duruyor büyük bölümü elimde.Araştırıyorum çoğu kişidede aynı sorun var.Yurdun neresinde olursanız olun,kargoyla en geç iki günde elinize geçiyor.İhtiyacı olana bir kilo iki kilo,ne kadar isterseniz ,kilosu 25 den göndereyim.

KEK YAPMAK


Balınız varsa kilosu işçilik dahil 2 YTL'ye mal oluyor,Mustafa abiye giderseniz Sultanbeyli'de.Başka yerlerde nasıl bilmiyorum.Birde yakında Furuktözden yapacakmış,onun kilosuda 2,5 olur diye hesaplar yapıp duruyordu,ilgilenlere buradan duyuyorum.Kek nasıl yapılır diyenler çok bu sıra,bal ve pudra şekeri yeterli.Birde kazanda karılınca kıvamıda iyi ayarlanıyor,elde yapılanların arıların üzerine akma durumları var.Ben bu kekin çıtalara gelecek yerini tamamen açarak veriyorum,yani çıtaya basan yerlerde hiç poşet yok.Kendi yaptıklarını bu şekilde verirseniz kek kovan içindeki ısdan eriyip akıyor.

14 Ocak 2008 Pazartesi

ARICILAR BİRBİRİNİ ZİYARETTE NE KADAR YEMEKLER ÖN PİLANA ÇIKSADA ACAYİP BİR KÜLTÜR AKTARIMI OLUYOR.

12 Ocak 2008 ilk arılık ziyaretçileri geldiler.Fazla yedirmedikki işte uyuklamasınlar diye bu sırrıda sizinle paylaştım gitti. Gözünüze çöpmü battı derler bizim oralarda,sabahın köründe gelmişler.
Birde gittigimiz mekanlara bir fotocu gerekli,garsonlara tarif etmekten gına geldi yada pozlu makina alacam,olmooru böyle.
Sabah kavaltısında sucuk yeme cezası olarak arılara verilecek keklerin 5 kat aşağıya taşınmasına geçildi,ben sadece dikkatli taşıyın kekleri kırmayın,duvarlarıda çizmeyin diye onlara merdivenlerde refakat ettim.
Hadi Kadıoğlu sallanma daha çok iş var,sanamı kaldı Doktora uyup Gebze'ye gelmek.
Pelitli köyüne vardık ilk iş hurma ağacını sordu,dedim bu tarafta sonra zor indirdik,doktorumuzu.
Derken arılıga vardık,Kadıoğlu abi kayıp yok dedi benden önce arıların yanına gitmişti.Ben hemen kutulara yöneldim.Birinde uçuş vardı.Digerinde hareket yok,hemen ilk yardımcı işe başladı,fakat yanındakiler abi gitmiş dediler.Bendededimki bu arılar daha canlı,gramda balları yok,15 gün önce motordan düştügümde kek götürüp verememiştim.Tek ellede kutuyu acmaya cesaret edemedim çünkü saldırgan bir arıydı,az daha ayvayı yiyorlarmış.Hala tehlikeleri geçik degil,kestane balı vardı hazırda,şerbeti ondan yaptım çok aşırı kokuyordu,ertesi gün yağmalanmadıysa,yırttı.İlk yardım şimdilik bir arı ailesinin hayatını kurtardı be.
Musluklarda arı ölüleri görülmeye başladı,bahar yaklaştıkça bu ölümler artacak.
Çıraklar fena degil fazlada yüz vermeye gerek yok şımarmasınlar.Ben çalışırken onlarda yardım ettiler.Kadıoğlu ben kapacaklarımı kaptım deyip duruyordu neler kaptı sordum söylemedi.Biz arıcılar bir araya geldigimizde yemek bölümünü mağazine taşısakta,mütiş bir kültür aktarımı yapıyoruz.
Çalışma sırasında her kovana bir kilo üzeri kek verildi,bu sene biraz erken verdim ama içim rahatladı.Kek verilirken arılara yeniden sıkıştırma uyguladık,fazlalık arının sarmadıgı çıtaları arının olduğu bölümden çıkardık.
Arıların uçması güzeldi,sesleri insana huzur veriyor be.
Saat 12 de işe başladık,yaklaşık üçte işler bitti.Doktorumda artık bende 50 kovana bakarım demeye başladı hayırlısı bakalım.Yaklaşık 60 kovana bakım yapıldı.
Dönüş yolunu balçık köyü üzerinden yaptık birde orada kebap yedik,muhabbet süperdi.Şİmdi birde yukardaki resme bakıp karar verin bakayım.Hiç aç kalmış biri gözüküyormu tabloda.
Ve ayrılık hayırlı yolculuklar,beni evime bırakıp gittiler.Fakat daha taşınacak çok kek var,Muhteşem abim daha sucukta bitmedi haberin olsun yani.

13 Ocak 2008 Pazar

ANAARI ÜRETİMİ


1- Bu benim üretmiş olduğum anaarılardan biri,özellikle bunu seçtim bir asalak ayağını ısırmışı.Karıncayı işçi arılar öldürmüştü ama karıncanın çenesini tırnak makasıyla açmıştım::)))
2- Arıcıların kendi arılarını kendi üretmesi.Anaarı üretebilmek için yapılması gerekenler.İlk olarak kuvvetli bir kovan seçilmeli.Şimdi yapılacak olanlara bir göz atalım,Yukarda ki resimde dikkat ederseniz,bir sürü erkek arı var,bu işe başlandığında erkek olmasa bile kapalı erkek arı gözlerini görmeniz lazım.En önemli konulardan biri Ana üretilecek kovan çok iyi varroa mücadelesinden geçmeli.


3- Bu kovanın anaarısı birkaç çıta arıyla başka kovana alınmalı.bana göre ilk başlayanlar için tüm larvalı ve yumurtalı çıtalar arıları silkelenerek,başka kovanlara verilmeli.Çünkü bu sizin başarı sansınızı çok artıracak ve verdiğiniz larvaları kabul etmek zorunda kalacaklar.Anaarı üreteceğiniz kovanda yaşlı larva bile olsa, arılar gidip yaşlı larvalardan anaarı üretmeye kalkarlar,buda sizi hayal kırıklığına uğratıyor.


4-Bu herkesin rahatlıkla yapabileceği,anaarı meme başlangıçları,yapımını filimlerde ve resimlerde gördünüz.


5- Anaarı meme veya yüksük deniyor,bir parçaya monte edilmeli ki,çıtadan rahatlıkla alıp başka yere verilebilmeli.


6- Onun için kafanıza hangisi uyarsa o malzemelerden bu aparatı yapın.Resimde mısır sapından yapılmış janter parçası var.


7- Burada yüksüklerin bir tahtaya veya mısır sapına tutturulmuş şekli görülüyor.


l8-Bunlarda hazır janter ekipmanları birbirine geçen özellikle anaarı üretimi için mış,plastikten parçalar.Yalnız şunu burada belirtiyim,hiç bir profesyonel anaarı üreticisi şu yukarda ki plastik olanları kullanmıyor.Bizim gibi hobiciler kullanıp birde olmazsa yapamayız kanısı var bunu bir kafanızdan silin.


9- Malzemeler bitti hazır vaziyette duruyor bir başka püf noktası da ben daha önce yapmadım ama öneriliyor.Transfer yapacağınız çıtaya yüksükleri monte ettiniz,bunu şurup veya bal sürüp kovana koyarsanız bu çıtayı arının daha iyi sardığı söyleniyor,ben bunu yapmamıştım.


10- Transfer günü anaarısı alınmış kovanı açıyoruz.Tüm çıtalar kontrol edilecek hem de silkelenerek,tüm anaarı gözleri bozulacak,larvalı çıtaları da alacaksınız,ilk yapanlar tüm larvalıları alsınlar,kapanmaya yaklaşan larvalar aslında alınmaya bilir ama ilk yaptığımız ve başarmak için çabaladığımız için ne kadar yumurta larva var hepsini alın başka kovanlara verin.


11- Bu memeler temizlenir ve bir kaç tanesinin sütü alınır.


12- Memelerin koparılıp atılmış hali.


13-Dıştan sağ tarafa bir ballı çıta,yanına bir ballı daha,yani kovanın arkasındayız sağ tarafta iki çıta ballı çıtamız var,içteki çıta sırsız ballı olursa çok iyi olur.


14- Bunu transfer yapılmış bir çıta olarak kabul ettik,yani transfer bitti kovana vermek üzere bekliyor.Sağdan üçüncü çıta bu çıta olacak.


15-Kovanın dördüncü çıtası,bu şekilde polenli bir çıta olacak,daha önceden araştırıp bu kovana başka kovandan da polenli çıta getirilebilir.Bu kadar çok polenli çıta yoksa aşağıdaki gibi ballı ve polenli çıta konulacak.
16-Bu çıtada polenli çıta olarak kullanılabilir.Erken ilk baharda anaarı üreteceksek,kıştan çıkmış arılarda aşırı polenli çıta bulmak zordur.



18- İkici bir posta daha yapacaksak larva transferini,bu kapalı yavrular bizim gene işimize yarayacak ve lazım olacaklar.17- Kovanımızda böyle kapalı yavrular kalabilir.


19-Burada sütlü bir meme görüyorsunuz,bir kaç tane böyle memenin sütünü enjektörle çekiyoruz.Birde küçük kaba temiz ve az bir su koyuyoruz.Enjektörün içindeki sütü suyun içine boşaltıp,tekrar gene çekecek,bu işlemi seri şekilde yaparsak suyla süt tamamen karışacak sıvı bir hal alacak.


20- Burada sıvılaşmış sütü kola kapağına doldurdum,Transfer edeceğim memelere azar azar damlatıyorum,larva kaşığının ucunu sulu üste sokup çıkartacak ve yüksüğün içine dokunduracağız.Sulu larva transferi budur.Başarı şansınızı daha da yükselten yöntem.


21-Bu yukarıdaki resmi bir yabancı siteden aldım.Burada bir şeyi daha keşfettim,bu herkesin işini o kadar kolaylaştıracak ki.Çok bakmıştım bu resme son anda okudum.Transfer edilecek petek çok derinden tıraşlanmış,Yani petekteki gözler sıfıra kadar kesik,buda o kadar kolaylıktır ki,larvayı almak çok kolay.Bunu şu an anladığınızı sanmıyorum,ama ilerde çok işinize yarayacak.
Not.Burada şu şekilde bir açıklama getireyim.Petek gözü dar bir bardak olarak düşünün.Bu bardağın dibinde de bir parça ince bir makarna var.Elinizde de bir alet ama bu açıdan o makarnayı almanız beceri ve yetenek istiyor,ama zor değil.Petek gözünü tıraşlayıp keserseniz makarna tabakta olmuş olacak,alması kolay olur ve larva yada zarar verilmez.


23-Transfer edeceğiniz larvanın yaşı ,en iyisi 24 saatlik olanıdır.Bunu en iyi şekilde anlamanın yolu vereceğiniz esmer bir peteğe atılan yumurtaları takip edip üçüncü gün çatlayan larvaları transfer etmektir.Bu tür bir haber yapmayı düşünmedigimiz içinde ,habere resim uydurmaya çalışıyorum.



22-Alacağımız larvaları işe başlamadan işaretlersek hangisini alayım diye düşünmezsiniz bu iş için bir keçeli kalem yeterli.Bu resimlerdeki işaretli olanlar günlük larvadır,diğerleri yumurta.


25- Fakat bu çin kaşığının larvaya zarar verdiği görüşü çok yüksek,ama yukardaki traşlanmış petekten ince bir tıgla bile çok rahat transfer yapılır,petegi traşladıktan sonra larvayı alma çok kolay olacak,basit bir telle dahi bunu başarabilirsiniz.Şunu özellikle bir daha vurgulayayım,Transfer edeceğimiz peteği çok derinden kesersek,larva kalemlerine filan gerek kalmayacak,kürdanla gir larvanın altına,transferini yap,şimdi sizi çok zor gözüküyor ama göreceksiniz,o günler bir gelsin.Sonuçta transfer kalemleri kaşıklarıda bana göre kürdandır.


24- Burada larva transferi yapılmaya başlanmış resimler var.Şunuda belirtiyim bu elimdeki kaşık çın kalemi diyorlar.Telden olanları kullanması zor deniliyor.


26- Larvanın yüksük içine konmuş hali,bu resim Murat Çakır kardeşime ait,ben transfer yaparken çekime gelmişti.Çok şahane bir resim,birde larva transferinde çoğu şey çok ufak görmeniz çok zor.Yanımda transferi seyreden abi larvayı alamadın kaşıkta larva yok diyenler vardı,resim o kadar büyük gösteriyorki sonuç bu.Transfer bitti ve larvalı çıta yukarda anlatıp verdigim sıralamada ballı ve polenli çıta arasına verilmeli.


27- Bu kovanı tranfere girmeden ayarlamıştık ve çıtayı bırakacagımız yer hazırdı.Tranferi yaptık hızlı bir şekilde larvaları kovandaki arılar teslim ettik.Ve 10 gün süreyle devamlı sıvı ve kekle beslemeyi sürdürdük.Bunun 10 gün olmasının sebebi memeler 10 günlük olunca buradan alınacak ve kutulara gidecek,Besleme iyi yapılmazssa arılar sitrese girip bir kaç tane memeyi bırakır ,digerlerini keser.Beslemeyi güzel yaparsak 10 gün çok iyi bakarlar memelere alırsın kutulara ruşetlere dağıtırsınız.Bu kovanda bir kez daha tranferde kullanılabilir.Daha sonra bu işe devam edilecekse başka bir kovana geçmeniz lazım.


28-Daha önceden hazırladığımız anaarı yüksüklerine,Transferi bu gün yaptık.Burada kovana yapılması gereken ,en iyi şekilde sıvı ve katı besleme uygulanması ve buna da en az 10 gün devam edilmesi.Transferin ertesi gün çıtayı çekip bakabilirsiniz,ve o zevki tadacaksınız,çünkü büyük bölümü tutmuş olacak.Yukardaki resim transferden bir gün sonrası çekildi.


29- Larva tarnferinde başarılı bir çıta ilk defa yapmışım,25 tane transfer var,19 tane tutmuştu.


- Anaarı memeleri 10 günlük oldu mu verilecekleri kutuya,kuşete veya kovana nakledilirler.En sağlıklısı anaarının gittiği yerde memeden çıkmasıdır,memeden çıkmış ve eşleşmemiş anaarıların kutulara yada kuşete verilmesi halinde kesilme riski büyüktür.





- Kovanlarada anaarısı yoksa yukardaki gibi çıtalar arasına meme konulabilir


32-10 günlük anaarı memeleri bu şekilde daha önceden hazırlamış olduğunuz kutulara dağıtacaksınız.Bu yöntem tamamen amatörler içindir,konuyu dağıtmamaya çalıştım,sade yazayım dedim bir baktımki 80-90 resim olmuş onu çıkar bunu çıkar buraya kadar düşürdük.Birde bu haber için resim çekmemiştik,o kötü oldu habere resim ayarlamak zor.Bu sene bu har için ayrı resimler çekecem.Elinizde binlerce resim olması bazı haberlere yetmiyor.
NOT.Anaarı üretimi bu kadar basit.birde takıldığınız yerde size yardım edecek bir sürü arıdostu var.Zamanı geldiğinde yeni filimlerlede bu haber desteklenecek,kürdanlada transfer yapacağım.


Bu filim bizim ilk larva transfer filimlerimizden,çekime Murat Çakır'da gelmişti.Benim filim gayet yetersiz olmasına rağmen bazılarının ufkunu açıp,hatta açmakla kalmayıp anarı bile üretenler olmuştu.Bu sene kısmetse daha profosyenel çekimler yapacağız.Ben bu filimi yayınlayanana kadar larva taransferini bir Allahın kulu ne kimseye gösterdi nede böyle bir yayını yaptı.Şimdi degişik bir akımıda başlatmış olduk,yabancılar bile artık bu tip filimleri seri olarak çekip yayınlıyorlar.Bir işi ilk defa yaparken o kadar zorluklar oluyorki anlatamam,filim bence çok yetersiz çekimi ben yapsam,transferi kim yapacak,her yerede yetişememişiz geçen sene.
............................

12 Ocak 2008 Cumartesi

KEKİNİZE SAHİP ÇIKIN

Oktay ve Tuncay Erdem kardeşler size sesleniyorum,kekinizi ben yolladım.Keklere bir zeval gelmesin,kekinize sahip çıkın.

KIŞ BESLEMESİ

Doktorum bu filmi ayarlayıp bana attı yayınla diye,güzel olmuş be.

NE DİYEBİLİRMKİ,BUDA KADER,YEDİGİMİZ HURMA BİLE,DOKTOR KONTRÖLÜNDE.

Daha önceden bu ağaçtan resimlerim vardı.Sayın doktor abim,hurma resimlerini görünce,kahrolmuştu,birde üstadım Halil Bilen tarafından kendisine hurma ve Muşmula resimleri gönderilince,bir yerleri şişmeden koşarak soluğu pazarda almış ve banada pazardan çektiği hurma resmini göndermişti sayın doktorum.Şimdi ne desemki,adamı ağaçtan indiremedik desem::)))) İnanmassınız haaaaa

11 Ocak 2008 Cuma

DÜN GECE SULTANBEYLİDEYDİM


Burası Sultanbeyli'deki Mustafa hocamızın yeri,şekeri öğütüp tartmak için çuvala alıyoruz.
Şu an kazanda 75 kilo pudra şekeri var,balı fazla götürdüm,geride getirmek olmazdı,50 kilodan başladık100 olsun,150 olsun derken 200 kilo kek yapmışız.
Kek olmak üzere,arasıra Mustafa abi kıvamına bakıyor.
Veee oldu,makinayı durdurup poşete alıyoruz.
Görünüşte içerde hiç toz yok ama filaş patladımı,her yerin şeker olduğunu anlıyorsunuz.
Gerisi var::))))))))))

KISSADAN HİSSELER

Dünya o kadar enteresan ki,suçlunun da avukatı var suçsuzunda.Siz diyelim ki ve yada ben bir suç işledim,savunmanız çok iyi ise,haklı duruma geliyorsunuz.Birde suçluya sen suçlusun dediğinizde siz suçlu oluyorsunuz.İnsanların görevi iyi şeyleri önermek kötülükleri de yok etmek olmalıdır,insanlığın kuralıda bu.İnsanların hatalarını affetmeliyiz,hata insanın istemeyerek yaptığı işlerdir,bunu affedersin,çünkü hatasız kul olmaz,herkesinde hatası vardır.Birileri hava atabilmek,kendine çıkarlar oluşturmak için yalan söylüyorsa ve bu kronikleşmişse bu hata değildir.Dışardan insanları tanımak çok zor.İnsanları dışardan tanırsanız çok yanıldığınızı ilerde anlıyorsunuz,yani tanıyamadığınızı.

Şimdi moda kıssadan hisseler ,Büyük şefin demesine göre abı arıcıların işi yok bir ay sonra zaten hikaye masal kalmaz herkes arısının başına geçsin bak dedi.

Bende habersizlikten değil de ,sırf modaya uymak için yazayım dedim.Hz.Mevlana arkadaşlarıyla bir yerden geçerlerken 5-6 tane köpeğin kardeş,kardeş yatığını görürler.Mevlana’nın yanındakilerden biride ne güzel yatıyorlar demiş ve kardeşlikten falan bahsetmiş.Mevlana’da diyor ki,o gurubun ortasına bir kemik at ondan sonra bak kardeşliklerine demiş.


Bir başka hikaye daha yazayım ve son vereyim.Bu kıssa işlerine bir devam edersem size yüzlerce kıssa yazarım.

Bir gün tilki bir ırmaktan karşıya geçmeye kalkmış,tam o sırada yılanda nasıl karşıya geçeyim diye düşünüp duruyormuş.Bakmışki tilki yüzme biliyor,demiş benide karşıya geçiriver.Tilki diyorki olmaz sen beni sokarsın.Yılan yok sokmam diyor,biraz konuştuktan sonra anlaşmışlar.Tilki yılanıda sırtına alarak yüzüp karşıya geçmek için suya girmiş.Irmağın yarısına varmışlar yılan demişki ben seni sokacam,olurdu olmazdı tilki her yola baş vurmuş gel beni sokma bak seninle anlaşıp arkadaş olmuştuk,yılan diyorki kararım kesin sokacam.Tilki bakmış iş ciddi diyorki madem sokacaksın bende ölecem,bari ölmeden şu güzel yüzüne bir sefer daha bakayım.Yılanda tamam deyip,tilkinin önüne kafasını uzatıp bak demiş.O esnada tilki yılanın kafasını kapıp ısırır yılanı öldürür.Söz vermiştir seni karşıya kadar götüreyim diye sözünü de yerine getirip kenara gelince atar oraya .Biraz izlemiş bakmış yılan yamuk yumuk duruyor,tekrar yılanı düzelmiş demiş ki öyle yamuk yumuk arkadaşlık istemiyorum böyle dost doğru ol.

10 Ocak 2008 Perşembe

RUŞETE BAL İKRAMI,ANLAMADIĞIM BİR İŞ VAR.

Bu cam açılmıyordu,servis gelip düzeltti,şimdi odadan sıfıra kadar inip,arının sırtındaki varovayı çekmişim, sonradan gördüm.Aşagıdaki resimi büyütürseniz sizde görürsünüz.
Bu resmi incelerken,musluktan çıkmakta olan arıda varroa var oldugunu tespit etttim.Bune yaz kış manyakmı bunlar,bırakın arılarımın peşini,bu akşama görüşürüz.
Tulum bala gel,Türkiye'de bal bitiyormuş,nerdeeee.Bizim kestane balları duruyor alıp satan yok.
Bala doyun,mideniz degilde gözünüz doymuştur sanırım.
Balda nar kibi kızarıyormu desek,beton gibi donmuşmu desek,yani anlayacagınız kristalize olmuş.
NOT.Anlamadığım iş bu haber ve filimi dün bal kestikten sonra iki haber olarak yaptım.Birincisi yandım tutuştum,onu yayyınladım.Birde hazır kesilmiş bal var ruşete ikram ettim.Filmede aldım ertesi günede haber hazır olasun.Bu sabah butona bastım gene dün olarak yayınladı..Html düzenlemeye bastım resimler yazılıma dönüştü,kopyaladım yeni gönderiye yapıştırdım bu seferde filim gelmedi,şu site işlerini tam öğrenemedim gitti.Kesin eğitim almam lazım.

RUŞETE DONMUŞ BAL İKRAMI


Yandan baktıgımda vermiş oldugun keki yediler sandım ama kek hala bitmemiş.Donmuş balıda hazırlamıştım,onuda kaptırdık gitti.İsabet almadım,ama bu arı biraz çirkeflik yapıyor.Belkide soğuktan havalar soğumadan uçanlar yüzüme konup dinleniyorlardı.

Not

Bir arkadaş var uzaklardan abi haber bittimi diye ikide bir sosrar::)))Kışın ortasında ne haberi olacak,illa balkondakilere kendimizi sokturalımmı.??????????

ARI ÖLÜMLERİ DUYUNCA ATEŞLENİP,AYRİYETENDE TUTUŞTUM.

Arkadaşımız Sait Işık'ın arılarından ikisi ölmüş,dün akşamda Büyük Şef Murat Çakır kardeşim abi arı ölümleri meilleri gelmeye baladı dedi.Sabah işe gelmeden pastande bulunan ballardan bir bidon eve atmıştım.
Öğlen yemek paydosuna gitmedende, Beyaz kovanda Sait kardeşimin yazısını okudum.Birde yazı yazdım,kendi kendime millete akıl verirken,senin arılarda mevta olmasın,çünkü fondon şekeri şiparişimiz var fakat biraz geç gelecek.Bir teneke bal feda olsun dedim be.::)))
Bir kovan arınız ölse bir teneke bala baharda alamazsınız,bir teneke bal kaç arıyı kurtarır,öğlen yemekte balı kestik.Birde bu tür hiç fotoğrağ görmemişinizdir,gözünüz bala doysun.

Şu an bal eriyor,bu akşama olmasa bile yarın akşama ,inşallah kekleri yaptırıp,hafta sonuna arılara birer kilo bir vereyim diyorum.Tutuşmak bir yerde iyi oldu,bu gün yarın derken baharı bulacaktık.Hafta sonuna Sayın Doktorum ve Büyük Şefim sucuk yiyecez gelin::)))))

Not.50 kilo pudra şekere 14-15-16 kilo bal gidiyor.Ortalaması 15 kilo,30 kilo balla hiç keke su katmadan 100 kg pudra şekeri karılabilir.130 kilo kek yapmış olursunuz.Az yapacak olanlar için 16 kilo pura şekerine 5 kilo bal lazım.Hesaplar çoz az artıp eksilebilir.

09 Ocak 2008 Çarşamba

GEÇMİŞE BİR GÖZ ATIŞ

Bu resimde nereden çıktı diyebilirsiniz,hatta ilginizi de çekmeye bilir.Ben bu resme baktığımda sanki bir yerimden bir şeyler koptu,üzüldüm duygulandım,taaa yıllar öncesine gittim,o kadar çok anılar varki insanda.Biz 10 kardeşiz ve en büyükleri benim.10 kardeş bu beşikte büyüdük,beşik ben doğmadan Allah rahmet etsin babam tarafından 1963 te yapılmış.Şimdi Niğde Bor Balcı köyünde kimsemiz kalmadı diyebilirim.Ama beşik atıl bir şekilde arılıkta.Yanı beli kırılmış yatıyor.O cıvıl,cıvıl evimiz sessiz,çocukluğumda çay yeni çıkmıştı ve çok iyi bir şeymiş gibi,sabahları sütle pişen çorbayı tedavülden kaldırmıştı.Sabah dizilirdik 10 kardeş sininin etrafına kişi başı üçer zeytin,artık zeytini yalarmısınız? koklarmısınız? birazda ineğimizin yağı alınmış sütünden yapılan çökelek isimli peynir ve iki bardak çay,çaydanlıkta çay artar bana verilirse büyükte olsanız sofrada bir hoşnutsuzluk,çay çok kıymetli ya.


Şimdilerde zeytine sofraya gidip gelmekten gına geldi.Bazen düşünürüm tabaktaki zeytin ben olsam,beni yemeyip sofraya getirip götürenlerin yakasından tutarım,hesap sorarım be.Şimdi her şey bol ama hiçbir şeyinde tadı tuzu yok.


Zaman ne kadar değişti.


Resimde bizim eski arılık var aslında, ama arılık hedef alınmadığı için gözükmüyor önü açık üstü kapalı bir yer.Resmin sol alt tarafında ise bir kara kovan var,yapım malzemesi tezek ve küldendir.resme birde fenni kovan kapağı girmiş.Resim kardeşim Şakir Türk tarafından yeni çekildi diyebilirim.

ARIDAN ANLAMAYANLAR

Yazık küçük bir oğul gelip balkona iltica etmiş,birileride hepsini öbür dünyaya yolladı.Aslında arayıpta bulunamayacak bir haber.Her gün bak aşagıdan ne yapıyorlar,istersen kamareları kur,arı kıymeti bilmeyenlerin eline düşmüş bir oğulun hazın sonu var aşağıdaki linkte.


http://www.youtube.com/watch?v=jvvT02R_UyY&eurl=http://williethebeeman.com/id136.html

08 Ocak 2008 Salı

MANZARA NASIL AMA?

Rize'li Salih var arıcıymış yeni tanıştık.Salih kardeşin eviymiş burası köyünde::)).Alt resimde arılığını görüyorsunuz,şu an oralarda kış çok çetin geçiyor inşallah kayıpsız bahara çıkar.
Muhabbet esnasında dün dedi benimde sitem var yapamıyorum,yardımcı olalım dedim,linki bir attı benden fazlası var eksiği yok,tek eksiği devamsızlıktan çakmış.Fırça attım git çalış diye haber yapmak için bu resimleri çekmiş bak dedi.Ben baktım sizde bakın,Salihte gitsin kendine başka resimler çeksin::)))
Bu ahşaptan evin adı marandır'mış etrafındaki yeşilliklerde içtigimiz çay.Salih kardeşimiz Rize Çayeli'ndenmiş.
Site adresinide vereyim yakında aramıza yeniden katılacak.

BU FİLİM 2007 DE ÇEKİLDİ,HEMDE 5 MARTA

Bakıyorumda baharada bir şey kalmadı gibi,ocak ayındayız bunu saymayın,şubat zaten küçük ay,eee mart geldibe.

NOT

Dünden beri bir filim var yüklemeye çalıştım olmuyor.Şile'de çekilmişti,üç kovandan tek kovan oluşumu vardı.Süre fazla degil ama çekim kalitesinden heralde bayt fazla geldi galiba.Daha önce iki kovanı birleştirmiştim onun filmi var,arıcıları kovanları birleştirmem şaşırtmıştı,bu dahada ilgi çekecekti olmadı be.Suç kameramanda,kameraman ise Murat Çakır::)))

Başka bir not:Ahmet abi devşirme arı filmini yutubide yayınlamıştı.Ben filmi bilmeme rağmen yutubide tam izleyemedim.Kendi sitesinde iki bölüm olarak yaynlamış bu filimleri mutlaka izleyin derim.Aşağıdaki linki tıklarsanız filimler orada.

http://www.ahmetbirbilen.org/forum/showthread.php?tid=209

Bir başka not daha ::)) geçen sene ilk anaarı 17 marta çıkmış.Arşivi karıştırırken buldum.Bu günlüklerin bu tür avantajları var işte.

05 Ocak 2008 Cumartesi

TRAKYADA ARILARIMIN HALİNE BİR BAKIN

Arıları Trakyadan almaya gitmiştik.Bir tane arı çıkmıyor,sanki kovanlar terkedilmiş.Asistanım Ahmet efendi bir gün evrakları ayarlamak için erken gitmişti.Eli eğbi arılar akşam çıkıyorlar diyor bende hadi oradan arı akşam çıkarmı diye çıkışıyorum.Acaba kovanlarda arımı yok diye tekme atıyorum biraz sonra arılar musluğa geliyorlar yani arı var.Arıları hazırladık akşama yüklemek için keşke hemen arabaya atsaymışız,saat 5.30 oldu arı uçmaya başladı,arı suya gidip geliyor,hava karardı son gidenler sudan bile dönemediler diyebilirim hava karardı hala kovanları yükleyecegiz.Böyle olay ilk defa başıma geldi.Herkes gitmiş bir biz kalmışız,arı kuşlarıda bayram etmişler.

Not.Filimde sesim tam anlaşılmayabilir,anlatmak istedigm arı kuşlarının ne kadar büyük hasar vedigi.80 kovan var ve yazın ortası uçan arıyok,kovana vuruyorsunuz arı nazlanarak bakmaya geliyor,vuran arı kuşu olabir belki diye düşünebilirler.2007 yılında mevsimin azizlikleri yanında birde arı kuşları azizlik yaptılar.Filmin çekiliş tarihi=18 agıstos 2007 ve o gün Trakyadan ayrımışız.

SANKİ SİVAS ÇOK KARLI

Sivas'lı arı sevdalısı Hanifi Karataş.Aşağıdaki haberi beğenmemiş derki o da karmı,dedim oradaki karları görelim.Hemen resimleyip yolladı resim çok taze,gelmesiyle yayına çıkması 5 dakika sürmedi.

Sivas'tada öyle çok kar yok gördüğüm kadarıyla.Sanki buraya kar yağdı aman dur dedik,yağsın buyursun::))) Sivasa buradan selamlar sunuyorum.Hanifi teşekürler.

04 Ocak 2008 Cuma

BU SENE İLK KAR DÜN YAĞMAYA BAŞLADI

Bu senenin il kar yağışı dün başladı,fakat bir yerden yağarken diğer yerden erimeye balıyor ve tam tutmuyor.Birde geçmişe bir göz attım,ilk kar 28 aralık 2006 da yağmış,kafamda karıştı 2007 de aralık ayında kar yağmadı buralara.
Küresel ısınma diyorlar dı nerede bu ısınma bu karda nereden çıktı.Daha benim arılar kocayemiş çiçeği keseceklerdi ::)))
Bu gün işe giderken sabah erkenden yiyecek arayan güvercinlere rasladım,hayat ne kadar zor değilmi?.
Kar yemeklede doyulmuyor işte.

02 Ocak 2008 Çarşamba

SİZİNDE SORUNLARINIZ VARSA BANA GELİN

Dün Ömer abi geldi yanıma.Bu sene arı arıyordu,aylardan eylülün sonu.Bana arı lazım ben dedimki abi şimi zamanı degil,bekle baharda alırsın.Bakmış benden arı alamıyor,gidip Ordu'lu veresiye bal satan vardıya,oradan 5 kovan alarak rahatlamış.Bana telefonla ulaşamayınca dün büroya geldi.Ömer abi hoş geldin,sana bir şey danışacam,hayırdır ya benim arılarda dün baktım erkek var bu mevsimde erkek olurmu.Ömer abimizin işi gücü yok gitmiş kovanın iç işlerine karışıyor.Sen arıdan daha mı iyi biliyorsunki.Fakat kendiside yanıma kadar gelmiş sorusunada cevap verilmeli.Abi kitaplarda kışın dahi 5-6 erkek arı olabilir yazıyor okumuştum.Anaarı yaşlanırsa atar,sakatlanır atar,arı Muğla anaarı olur hergün bayram sanabilir atar.Ömer abi rahatladı fakat fazla görüşemedik ben dışarda bir yer tespiti vardı oraya gitmek zorundaydım,abi bekle gelirim dedim,onunda işi vardı ayrıldık.Sorunlarınız için buradayız gene bekleriz.

Kendimi artık hani gazetede biri vardıya güzin abla,ona döndük.Öyle ilginç mesajlar geliyorki,birisi vardı yazın yazmış,abi nişanlım arıcılık yapmamı istemiyor,ben nişanlımdan ayrılacam.Haydaaa kardeşim niye ayrılıyonki,dedim akıllı ol.Daha bu işi tam bilmiyorsun,iş dışardan görüldüğü gibi değil,varını yoğunu bu işe yatırma.


Bazende beni birileri msn sine ekler bende kabul ederim ve beklerim.Acaba kim bu,bir iki gün geçer,ses seda yok ama bende takıntı başlar kimki,dayanamayıp sorarım,s.a. A.s.kimsiniz oda bana siz kimsiniz der,beni tanımadığını yazar.Daha başka bir şey sormam zaten engelle ve sil ve listeden kaldır.

Beni listenize eklerseniz kendinizi tanıtın bende sizi bir dahaki sefere tanıyayım diye takma ad ekliyorum.Mesela dr.Muhteşem istanbul'dan 10 arısı var,listemizde Türkiye'nin her yerinden kişiler mevcut.Bu konuyu ne zamandan beri yazmayı düşünüyordum bu güne denk geldi.Belki başka arkadaşlarda aynı sorun vardır.

Bazılarıda varki,çok ürkek davranıp,Ali bey ne zamandan beri size yazmak istiyordum bir türlü yazamadım.Bu gün tüm cesaretimi toplayıp yazıyorum.Sanki aşk ilan edecekler desem yeridir.Ben ulaşılamayacak biri degilimki,sizlerden biriyim arıcıyım,kesinlikle kimseye tepeden bakmam,yapım biraz serttir,birinide çizdiysem artık bitmiştir,iyi bir şeymi yok ama huyum bu.Yalan ve yanlış yönlerdirmelerden nefret ediyorum.

Bu gün çenem düştü::))) değişik bir yazı oldu.

01 Ocak 2008 Salı

ANAARI ÜRETİMİNDE HERKESİN GÖZÜNDEN KAÇAN,ERKEK ARILAR

Anaarı üreten veya üretmek isteyen,amatör anaarıcıların şimdiye kadar dikkat etmedikleri bir konu var,oda erkek arılar.Buna bende dahilim,bir iş üzerinde ne kadar araştırma ve çalışma yaparsanız,o kadar çok bilgi ediniyorsunuz.Bu erkek arılarında hesaplamaları varmış,bir anaarıya 7-8 tane olacak şekilde .Yani anaarı yetişirmeye başlamadan önce erkek arı yetştirmeliyiz.Bunu yabancı ülkelerde plastik peteklerle hallediyorlarmış,hazır pilastik petek var bunu bir yöntemle kabarttırıp,İstenilen anaarılarada erkek yumurtası atılması sağlanıyor.Bu yöntemde erkek arılarıda büyük ölçüde siz seçmiş oluyorsunuz.Bu aradada istemdiginiz kovanlardaki erkekleride imha emeniz gerekiyor,eğer bir ayıklama proğramına başladıysanız.Bu işlere ne zaman başlıyoruz,larva tranferi yapılmadan 40-45 gün önce istedigimiz anaarılara erkek yumurtalaraı attırıyoruz.Erkekler 24 günde çıkıyor,14 gündede cinsi olğunluğa ulaşıyorlar.Buda yaklaşık 38-40 yapıyor,erkek arılar gözden çıkmaya başladığında anaarı üretmek için,artık larva tranferine başlamalıyız.

Not:Anaarı üretilen bir kovan ve kovanın gücüne bir göz atın.

http://www.youtube.com/watch?v=VxQM9TZfllg

Buda başka bir filim.

http://www.youtube.com/watch?v=3SqrRXdcIfY

Bu kişinin yutubide kullanıcı adı.

martinbrownstein dir.65 tane civarında filmi var,bazı filimlerinden kendinizi geliştirebilirsiniz.

Bu link onun tüm filimlerini içerir.http://www.youtube.com/results?search_query=+martinbrownstein&search=Search